
' Merhabalar.
' Mutlu yıllar Rijkaard. Sen de yaşlandın be , 48 oldun. Nice 48' ler.
' Marsel 96.' lığa yükseldi ATP' de. İlk 100' e giren ilk Türk olarak da tarihe geçti. Teniste o kadar gerideyiz ki Marsel ne yapsa tarihe geçiyor. Bize de helal olsun demek kalıyor. Bravo Marsel !
*ATP : Association of Tennis Players .
' 3 cümleme de "m" ile başlamış olmam tesadüf mü ?
' Bir alkış da Cüneyt Çakır ve ekibine. Resmen Barselona maçını yönetti , hem de şampiyonlar ligi gibi bir arenada. M.Demirkol' un dediği gibi , bu noktaya gelene kadar ne yaptı çıksın anlatsın. Bu denli gelişim normal değil çünkü. Bir yuhalama , kınama da bize. Hiç anlamıyormuşuz potansiyelden. Gel gör ki bu gelişimi kimse beklemiyordu , o yüzden hepimiz için gelsin bu yuhalama.
Kimler vardı ekipte ?
Yardımcılar : Bahattin Duran ve Tarık Ongun .
İlave Yardımcı Hakemler : Fırat Aydınus ve Tolga Özkalfa .
' Sosyal arkadaşlık sitelerindeki konuşmalar , yorumlar beni benden ediyor. Hele birde fotoğraflara yapılan yorumlar yok mu , oy oy oy. Vay bana vaylar bana. Hayır kime kibarlık yapıyorsun , kime şık olmaya çalışıyorsun , az önce şu köşede aynı adamla laf atmıyor muydun yoldan geçenlere. Ya sen küçük hanım , sözüm sana da. Karşılıklı methiyeler düzmeden konuşamaz mısın? 7/24 berabersin zaten o adamlarla bilmiyorlar mı senin gerçek yüzünü. Neyse.
' Bursa kesinlikle haketti 3 puanı. Yedikleri gol tam bir bedava gol , tanımın karşılığı. Tecrübesizlik öyle etkiledi ki Bursa' yı saçma sapan hatalar , top kayıpları havada uçuştu ; son vuruşlar resmen hediyeydi Glasgow' a. Sercan'ın artık kesinlikle birşeyler katması gerek oyununa , yoksa boşa gidecek onca yetenek. Evet o pozisyon tartışmasız penaltıydı , ama Bursa gibi bir takımın bunun ardına sığınmaması gerek , ben içeride rahat alacağını düşünüyorum Glasgow maçını.
+ Volkan için G.Saray ile anıldığında söylediğim herşeyi geri alıyorum. Pino gibi vasatın üstüne çıkamayan bir kontratak oyuncusunu izledikten sonra parçalının altında...
' 2 Haftadır üzerimde anlamlandıramadığım bir buhran var. Bugün buna daha fazla dayanamayıp okuldan geldikten sonra kendimi bıraktım yatağımın anaç kollarına. Tam da rem uykusunun yakınlarında fink atıyorken ; kendimi biranda dışarıda , bir herifin elindeki cam şişeyi öbürüne vurmaması/atmaması/fırlatmaması -hangisinden hoşlanıyorsa- için tutyorken buldum. N' oluyor lan diyemeden birini evine doğru diğerini de oralara biryerlere doğru pohpohladım. Geride karşılıklı atılan yumruklar , ağızdan ne çıktığı anlaşılmayan küfürler kaldı.
Gelişme ? Eve geldim ve uykum kaçmıştı. Uyuyamıyordum artık. O anlaşılmayan küfürler bu kez benim beynimde dans ediyordu. Alkolün de etkisiyle iyice zıvanadan çıkıyorlardı ki banyoya götürüp soğuk suya sokmamla kendilerine gelebildiler. Bende kendime geliyordum , uyku sersemliğimi atmıştım neredeyse.
Sonuç ? Süregelen buhran ve devamında hayattan sürantrene olmama çabaları.
' Ozzy baba' nın! karşısında saygıyla eğilmekten başka bir yol bulamıyorum.
Mr. Crowleeeeyyy !
' Baş baş.



'
